Gözaltına alınan ve tutuklanan öğrencilerin durumu hakkında avukatlardan rapor: ‘Çıplak arama işkence ve kaba dayak’

3

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik operasyonların ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok İBB Yöneticisisinin tutuklanması tepkileri beraberinde getirdi. İstanbul Saraçhane’de başlayan ve Türkiye’ye yayılan eylemlere milyonlarca kişi katıldı. Polislerin sert müdahalesinin ardından yüzlerce kişi gözaltına alınırken 301 kişiyse tutuklandı.

Özellikle gençlere yönelik kötü muamele ve işkence iddiaları kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Avukatların bu konudaki açıklamaları dikkat çekici. İstanbu Barosu’na kayıtlı bir grup avukat Avukatın Sesi İnisiyatifi ismiyle bir rapor yayımladı. Raporda gözaltına alınan ve tutuklu bulunan 40 öğrencinin durumuna yer verilirken işkence, çıplak arama, kötü muamele ve sağlık sorunları gibi iddialar öne çıktı.

AVUKAT VE AİLE GÖRÜŞMELERİ ENGELLENDİ İDDİASI

“Tutukluların gözaltı sürecinde aç ve susuz bırakıldıkları, yalnızca kuru ekmek verildiği” ifadelerinin yer aldığı raporda öğrencilerin Çağlayan Adliyesi nezarethanesinde hakarete ve psikolojik baskıya maruz kaldıkları, avukat ve aile görüşmelerinin engellendiği ve ters kelepçeyle uzun süre bekletildikleri beyan edildi.

Marmara Kadın Kapalı Cezaevi’nde bazı kadın öğrencilerin kadın infaz koruma memurları tarafından çıplak aramaya maruz bırakıldığı iddiası raporda yer alırken bunun insan hakkı ihlali olduğu vurgulandı.

Ayrıca bir erkek tutuklunun otobüs içinde ışıklar kapatılarak bir grup polis tarafından darp edildiği, bir başka tutuklunun ise yere yatırılarak ayakla kafasına basıldığı ve hakarete uğradığı raporda yer aldı.

Raporun ilerleyen bölümündeyse fiziksel şiddet nedeniyle kolunda hissizlik yaşayan bir tutuklu olduğu, bir kadın öğrencinin ise kaburgasında kırıklar bulunduğu belirtildi.

TUTUKLULARIN FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK DURUMLARI

KALABALIK KOĞUŞLAR, SALGIN VE YETERSİZ BESLENME İDDİASI

Avukatlar tarafından yapılan görüşmelerde, koğuşlarda grip salgını olduğu, yemeklerin yetersiz geldiği, kitap ve kıyafete erişimin kısıtlı olduğu belirtildi. Bazı tutukluların yer yatağında, hatta mescit ve koridorlarda uyumak zorunda kaldığı beyan edildi.
Telefon ve cüzdanları kaybolan öğrencilerin maddi kayıplarını karşılayacak imkânlarının bulunmadığı, bazı tutukluların kantinden alışveriş yapamadığı aktarılırken, aile görüşlerinin ve iletişim haklarının tam olarak kullandırılmadığı da rapora yansıdı.

Raporun tamamı 20 maddeden oluştu. İşte o maddeler:

  • Marmara Ceza ve İnfaz Kurumları’na nakil edildikleri sırada havalandırma sorunu yaşadıklarını ve yol boyunca kasten havasız bırakıldıklarını düşündüklerini ifade etmiştir.

  • Marmara Kadın Kapalı Ceza ve İnfaz ve Kurumu’na girişler sırasında kadın öğrencilerin bir kısmının kadın infaz ve koruma memurları tarafından çıplak aramaya maruz bırakıldığı bizzat kendileri tarafından açıkça beyan edilmiştir. Bir insan hakları ihlali olan ”ÇIPLAK ARAMA” uygulamasına derhal son verilmelidir!

  • Bir erkek tutuklu 23 Mart tarihinden itibaren kaygı bozukluğu nedeniyle tuvalete çıkamadığını beyan etmiştir.

  • Kadın öğrencilerden biri kaburgasında ezilme ve kırıklar olduğunu beyan etmiştir.

  • Bir başka tutuklu kolluğun uyguladığı şiddet nedeniyle kolunda hissizlik olduğunu beyan etmiştir.

  • Ceza infaz kurumu girişinde fiziksel şiddete maruz kalmadıkları, bileklerinde, kollarında ve yüzlerinde bulunan morlukların gözaltına alındıkları esnada ve gözaltı sürecinde polisler tarafından yapılan fiziksel işkence sonucunda meydana geldiğini beyan etmişlerdir.

  • Kasten İnsan Öldürme suçundan hükümlü veya tutuklu olarak bulunan kişilerin, öğrencilere dönük olarak ”Karşımızda bacak bacak üstüne atmayın, uzanmayın, ayağınızı uzatmayın” şeklinde psikolojik şiddet uyguladıkları öğrenilmiştir. Yine aynı kişilerin öğrencilere zorla temizlik yaptırdıkları tespit edilmiştir.

  • Ceza İnfaz ve Kurumu Yönetimi koğuşlarda herhangi bir sorun bulunmadığına dair öğrencilerden yazılı beyan talep etmiştir. Bu durum ceza ve infaz kurumu yönetimi tarafından baskı unsuru olarak kullanılmaya devam etmektedir. Adalet Bakanlığı’nı sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Adli hükümlüler ile birlikte tutulan öğrencilerin koğuşları değiştirilmelidir.

  • Tutukluların tamamı koğuşlarda grip salgını olduğunu beyan etmiştir.

  • Aile görüşleri ilgili belirsizlikler bulunduğu, tutukluların iletişim haklarını eksik bilgilendirme nedeniyle kullanamadığı gözlemlenmiştir.

  • Tutukluların kitap ve kıyafete erişiminde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Yemek yeterli oranda gelmemektedir.

  • Koğuşlardaki kapasite sorunu nedeniyle yer yatağı sermek suretiyle koridor ve mescitlerde uyuma durumları yaşanmaktadır.

  • Banka hesapları açılmayan tutukluların kantinden alışveriş yapabilmesi mümkün olmadığından bu yöndeki mağduriyetlerin giderilmesi için görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

  • Gözaltı sırasında telefonları ve cüzdanları kaybolan öğrencilerin, kayıplarını maddi olarak yerine koyabilecek ekonomik durumu olmadığı gözlemlenmiştir.

  • Tutukluların büyük bölümünün maddi ve manevi desteğe ihtiyacı olduğu gözlenmiştir. Bir kısmı bu ihtiyacını açıkça beyan etmiştir.

  • Görüşme gerçekleştirdiğimiz sırada tutuklu öğrencilerin bir kısmı koğuşlarında bulunan arkadaşlarının avukatları olmadığını beyan etmiştir. İhtiyaç halinde ÜCRETSİZ VE GÖNÜLLÜ avukat temin edileceği TAAHHÜT edilmiştir.

 

  • Öğrenciler tutuklanma nedenlerinin siyasi koşullar olduğunun farkındadır. Öğrencilerin adli hükümlüler ve tutuklular ile karma şekilde tutulması uygulamasına son verilmesi gerektiğini bir kez daha önemle vurguluyoruz.

 

 

 

Mehmet Şimşek